Duça’nın Atölyesi

Duça’nın Atölyesi sokak hayvanları yararına ileri dönüştürülmüş ürünler yapıyor. Sokaktaki canlar için çabalayan bu iyi kalpli atölyeyi ve çalışmalarını sizlere tanıtmak istedik. Sokaktaki minik dostlar için sizler de katkıda bulunmak ister misiniz?

Duça

Duça Kimdir? Duça’nın Atölyesi için kaç kişi emek vermektedir? 

Duça iki aylıkken sokakta gözleri perişan halde bulunan, şimdi 8 yaşında 54 cm uzunluğunda 7,5 kilo ve görme yeteneği %1 den az olan kapkara bir erkek kedidir.

Benim adım Ayça Altınok. Ve sadece ben varım. İstanbul Küçükçekmece’deyim.

Atölyenizin kuruluş amacı nedir? 

Atölyeden tabir aslında evimin balkonu… 🙂

Benim için her yer atölye, her an her yerde gördüğüm bulduğum malzemelerle bir şeyler üretebilirim.

Ben atık olan/olmayan, kullanılacak/kullanılmayan her malzemeyi farklı şekillerde değerlendirerek büyüdüm. Bunun en basit  açıklamasını şöyle yapabilirim:

Küçükken  genelde kıyafetlerim bana özel dikilirdi; modeli, rengi istediğim gibi olurdu. Bu zamandaki gibi bir kalıptan çıkmış değildi. Hatta ayakkabılarım bile kıyafetimle uyumlu olsun diye kaplanırdı, hala daha yaparım.

Küçüldüğünde ise farklı bir elbiseye veya başka bir şeye dönüşürdü. Aileden gelen bir  durum.

İstediğim oyuncaklar bile belli bir işe yaramalıydı. Bulamazsak babam bir şekilde yapardı, genetik herhalde.

Küçükken mahalledeki arkadaşlarımın bebeklerine kıyafetler dikerdim  bulduğum parçalardan. Eski pedallı bir dikiş makinamız vardı. 9 yasında dikiş makinasını kullanabiliyordum.

Kendimi hep bir şeyler üretirken hatırladığım için nasıl başladığım konusunda benim bile kesin bir fikrim yok.

Açıkça söylemem gerekirse sokaktaki canları beslemek için herhangi bir desteğe ihtiyacım olduğundan değil, zamanımı boşa geçirmemek ve biraz farkındalık yaratma amacıyla yapıyorum aslında. Aynı zamanda kendi ruhuma terapi olarak görüyorum bunu.

Son 20 yılda teknoloji mi yaramadı yoksa insanlar mı değişti anlayamadım ama bu kadar bilinçsiz tüketimin içinde insanların bazı şeylerin farkında olmalarının gerektiğinden yola çıktım.

Ne tür ürünler üretiyorsunuz?

Aslında her şeyden biraz. Elimde olanla aklıma gelende sınır yok.

Ürünlerinizi üretirken ne tür malzemeler kullanıyorsunuz? Malzeme teminini nasıl sağlıyorsunuz? 

Genel olarak kumaş. Komşulardan tanıdıklardan bazı esnaflardan topluyorum. Kullanılmayan perdeler, örtüler, tüller çeyiz olarak gelmiş ama sandıktan dışarı çıkamamış (ta ki bana gelene kadar) garibim danteller 🙂  Bir karış kadar kumaş bile hazinedir… Marangozdan ya da mobilya atölyelerinden bulunan ahşap kartelalar, kumaş kartelaları, artık giyilmeyen gardrop bekçileri gömlekler kazaklar vs.,çanta kemer deri parçaları, kırık tabak, bardak, bina kapılarına yapıştırılan mıknatıslar, yapma çiçekler, bu liste uzar gider.

Ne gibi konularda zorluk yaşıyorsunuz? Zorlukları aşmanıza neler/kimler destek olabilir?  

Önceki senelerde zorla satardım çevreme 🙂 ama son iki senedir piyasanın koşulları yüzünden kimseyi zorlayamıyorum. Şimdi de durum malum. İnsanların durumu iyi olacak ki destek olabilsinler. Geçen hafta üst komşumdan aldığım kumaşları alışveriş torbası yapıp yan komşuma sattım 🙂

Kermeslere katılıp hem okullara hemde canlara faydam dokunuyordu. Bu sene olamadı. Pazar alanı bulmak kolay olmuyor maalesef. Bazen arkadaşların dükkanlarında sergiliyoruz.

Ürünlerinizden satın almak isteyenler ürünlerinize ve size nasıl ulaşabilir? 

İnstagram hesabım var sadece. 

Mama kaplarından düğün hediyelikleri

Yaptığınız bu çalışmayı geleceğe taşırken neleri daha çok ve daha az yapmayı planlıyorsunuz? İleriye dönük planlarınız veya hayalleriniz neler? 

İleriye dönük plan yapmam genelde. Günün şartlarına uyum sağlamaya çalışırım.

Şu anki mevcut durumlar içinde hayal kurmak da plan yapmak da zor.

Ama sabit bir yerde daha çok insana ulaşmayı isterdim.

Şimdilik bu kadarı da fena sayılmaz.

 

Sokaktaki hayvan dostlarımıza yardım etmek isteyen insanlar en çok neler yapmalı ve neler yapmamalı? 

En bildiğim yerden gelen soru için teşekkürler 🙂

Sokaktaki canlara en büyük yardım doğal ortamlarını bozmamaktır ama betonarme bir hayat yaşadığımız için bu mümkün değil.

5199 nolu hayvan hakları yasası hakkında bilgi edinilmesi önemli. 

Diğer  önemli olan durum  sorunlu, yaralı bir hayvan görüldüğünde veterinere götürmek durumunda olamayanlar o bölgede besleme yapan kişilere haber vermeli. Kesinlikle önce belediye aranmamalı.

Herkes mama alıp koyacak durumda olamıyor maalesef ama en azından bu sıcaklarda kuytu yerlere sular konabilir. Artan yemekler ve bayat ekmekler çöpe atmak yerine bir kap içinde verilebilir.

Kuru mamalar kesinlikle bir kap içinde ve gölge yerlere konmalı.

Yalnız sosis salam sucuk gibi ürünler her ne kadar iştahla yeseler de hayvanlar için pek uygun değil. Süt laktozu sindirilemediği için verilmemeli lakin başka çare yoksa en az 1/1 oranında suyla karıştırılmalı (ishal ve ya daha kötü sorunlar olabiliyor).

Sizce hayvanların dili olsa bize neler söylerlerdi? 

Ey İnsanoğlu

Ya kendine başka bir dünya bul ve git

Ya da doğanın bütünüyle birbirine bağlı olduğunu kabul et artık

Yoksa sonunuz kötü……….diyorlar.

5 1 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Fikirlerinizi merak ediyoruz :)x
()
x